SON DAKİKA

Fatih Terim İmparator mu kabadayı mı?

Bu haber 25 Temmuz 2017 - 22:18 'de eklendi ve 4 kez görüntülendi. kez görüntülendi.

Gerçek Hayat Dergisi’nin bir çok konuya değindiği çalışmada Fatih Terim’in geçmişte de buna benzer olaylara karıştığı ifade edildi…

“14 Temmuz 2017 günü iş yerimde otururken saat 21.16’da telefonumda 0536511XXXX telefon numarası ile Fatih Terim Hocam olarak kayıtlı olan Fatih Terim Hocam olarak kayıtlı olan Fatih Terim yukarıda bildirmiş olduğum numaramı arayarak, benim işyerimin bitişiğinde bulunan işyeri arasında bulunan paravanla ilgili sorular sordu ve konuyla ilgili konuşmaya başladık. Bu paravanın benimle alakası olmadığını, bu kararın Clup Baba’nın (iş merkezinin ismi) sahibi olan E.O’nun kararı olduğunu söyledim. Bu konuda konuşma devam ederken bana ‘benim damadımın yanında neden dükkân açıyorsun’ deyince konuşma tartışmaya döndü. Bu tartışma giderek alevlendi. Beni, ‘O zaman benim Çeşme’ye gelip gereğini yapmam gerekiyor’ diyerek tehdit etti. Ben de kendisine ‘Beni tehdit etme’ dedim. Daha sonra telefonu kapattım. Bu konuşmadan sonra beni iki defa daha aradı ancak ben aramalarına yanıt vermedim. İşyerim içerisinde oturmaya devam ediyordum. 15 Temmuz 2017 günü saat 00.15 sularında işyerime damatları olan ve isimlerini daha sonradan öğrendiğim Ahmet Boran Çetin, Volkan Bahçekapılı ve yanında ismini bilmediğim 1.65 boylarında 50-55 yaşlarında sakallı biri ile gelerek ‘Ben geldim’ dedi ve bana saldırdı, yumruk attı. Bunun üzerine ben de kendimi savundum. Bu olay yaklaşık 5 dakika kadar sürdü. Daha sonra aramıza girdiler ve bizi ayırdılar.”

Yıllardır kabadayı diye geçiniyor

Bir anda Türkiye’nin gündemine oturan kavganın ardından karakolda ifade veren kebapçı Selahattin Aydoğdu, Fatih Terim’le arasında yaşadığı sürtüşmenin nasıl başladığını, -resmi tutanağa da geçen- bu sözlerle anlattı. Kavganın karakola taşınmasının ardından kameralara açıklama yapan Aydoğdu oldukça ilginç ifadeler kullandı. Tehdit suçu kapsamına da girecek söylemlerde bulunan Aydoğdu’nun açıklamaları:

“Şov yaparak dükkânımı bastı ama iki dakika arayla kaçtı. Kabadayılık yapan adam, kavga etmeye gelen adam, delikanlı adam kaçar mı ya? Benden dayak yedi sonra kaçtı. Fatih Hoca yıllardır yalandan kabadayı diye geçiniyor bana göre korkağın teki. Gördüğüm yerde de döveceğim. Araya da adam sokmasın. Delikanlıysa bana yalvarmasın, araya kıramayacağım adamları sokmasın.”

Aslında Terim’in hikâyesi başlı başına Türk futbolunun serencamını anlatıyor.

Galatasaray’ın UEFA Şampiyonu olmasının ardından Avrupa’ya gidebilmek için o sezon İtalya’da üçüncü olan Fiorentina’ya giderek Galatasaray’ı terk etmesi zaten herkesin malumu. Terim, Fiorentina’dan kovulduktan sonra Milan’a gitti ve oradan da kovuldu. Terim, Milan’dan kovulduktan sonra takım Şampiyonlar Ligi kupasını almayı başardı. Avrupa’da umduğunu bulamayan Terim, bir süre boşta gezerek, Milan’dan yaptığı anlaşma gereği işsiz kaldığı için kulüpten para almaya devam etti. Sonrasında Galatasaray’ı o sezon Şampiyon yapan teknik adam Lucescu, Galatasaray yönetimi tarafından adeta satıldı ve vaktiyle takımı yarı yolda bırakan Terim tekrar Galatasaray’ın başına geçti.

Fatih Terim’in kabadayı üslubu, çalıştırdığı takımların başarısız olmasının hemen ardından daha çok göze batmaya başladı. 2003 yılında Real Sociedad maçından hezimetle ayrılmasının ardından sanki maçı medyaya karşı yapmış gibi açıklamalarda bulunmuş ve başarısızlığı gazetecilere yükleyerek kendi hezimetini unutturmaya çabalamıştı mesela. Yine kendini ispatlamış ve olgun kişiliğiyle gönüllere taht kurmuş Lucescu için “o adamcağız” ifadesini kullanabilmişti. Neyse ki 2004 yılında artık başarısızlığına bir kılıf uydurmaktan vazgeçti ve Galatasaray Teknik Direktörlüğünden istifa etti. İstifasını açıkladığı basın toplantısında suçlu yine o değildi. “Türkiye’ye gelmem hataydı” demişti. Evet, üç takımı üst üste batıran Terim, suçu koca bir ülkeye atmıştı.

Yine de işsiz kalmadı Terim. 2004 yılındaki Avrupa Kupası için TRT yorumculuğu yaptı. Bir yıl sonra ise Türkiye A Milli Takımının teknik direktörlüğüne getirildi. Milli Takım tabii ki o yıl Dünya Kupası’na gitme hakkı kazanamadı. Bu tarihten sonra 2008 Avrupa Kupası’nda Türkiye yarı final oynayabildi, 2011’de ise üçüncü kez Galatasaray’a döndü. Üçüncü döneminde yine umduğunu bulamayan Terim, 2013 yılında yeniden A Milli Takım’ın başına getirildi. O günden bu yana Türkiye Milli Takımı’nın başında bulunuyor ve takım güzel futboldan ziyade başarısızlıklar ve iç kavgalarla gündeme geliyor.

Futbolculuğu da kavgayla dolu

Aslında Terim’in de aktif futbolculuk hayatı hakemlerle yaptığı kavgaların neticesinde noktalandı. 1985’te Galatasaray ile Antalyaspor arasında yapılan futbol maçında hakeme itiraz ettiği için kırmızı kart gören Terim, buna tepki olarak hakemin yüzüne tükürmüş ve sahanın karışmasına neden olmuştu. Terim o günlerde de basın toplantılarında şimdikinden çok farklı değildi. Terim, o gün basın toplantısında “Üzgünüm ama bu olay bugün olmasa başka bir gün olacaktı” diyerek sporcu ahlakına uymayan davranışını savunmuştu. Aslında bu olay Terim’in spor hayatının sonu olacak ve bir daha teknik direktörlük dahi yapamayacaktı. Ama hazırlanan rapor TFF eliyle yumuşatıldı ve Terim az bir cezayla kurtarıldı. O da jübile yapacağını açıkladı ve teknik direktörlük yolunu açtı.

Emniyet müdürüne saldırdı

Bu olaydan bir yıl önce Karaliç’e tokat attığı için 2 maç ceza alan Terim, 1983’te ise Adana Demirspor kaptanı Erol’a kafa atarak saldırmıştı. 1980 yılında bir polise yumruk attığı için tutuklanan Terim, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı ancak birkaç saat sonra “birilerinin” devreye girmesiyle üst mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Galatasaray Divan Kurulu üyesi ve Emniyet Müfettişi Gündüz Aktuğ da Terim’den nasibini alanlar arasında. 1977’de Aktuğ’a saldıran Terim, tutuklanmamak için kayıplara karıştı. Ardından Gündüz Aktuğ “ikna edilerek” şikâyetini geri çekti. Aynı yıl gazino basıp Emniyet’ten kurtarılan da aynı Terim’di.

70 dakika boyunca küfretti

Terim Fiorentina’yı çalıştırırken de bir Türk hakemi hedef almıştı. Terim, Fiorentina ile Tirol Innsbruck arasında oynanan UEFA kupası ön eleme maçını yöneten hakem Orhan Erdemir’e 70 dakika boyunca küfür etmiş, ardından soyunma odasına giderek hakemi tehdit etmişti. Rahmetli Osman Tanburacı’nın bıyıklarına tasallut ettiği o küfürleri hatırlamayan yoktur zaten. O küfürden sonra da Terim’in cezası paraya çevrildi.

2003-2004 sezonunda Beşiktaş tribünlerine yönelik ahlaksız bir el hareketi yapan Terim, 2011 yılında bir Trabzonspor karşılaşmasında yine hakemleri tehdit etmiş, yazılan rapor sonrası ceza almış ancak cezası ertelenmişti. Uçakta business class bilet bulamadığı için kabin ekibiyle tartışıp huzursuzluk çıkarması ise bu hikâyenin en ilgi çekmeyen kısmı.

Kim koruyor?

Fatih Terim, çıkardığı her olayın ardından gizli bir el tarafından korundu ve tüm başarısızlığına rağmen hâlâ Türkiye Sportif Direktörlüğü koltuğunda oturuyor. Son olarak, yazının başında da hatırlattığımız kebapçıyla yaşadığı kavgayla gündeme geldi. Kebapçı, kameralara karşı “Fatih Terim’i döveceğim” dediği için gözaltına alındı. Olayı anlatmak için kameraların karşısına geçen Terim, her zamanki gibi “Çok konuşayım da hiçbir şey söylemediğim anlaşılmasın” diye düşünmüş olacak ki vatanını ne kadar sevdiğinden, ne kadar iyi bir aile babası olduğundan, ülkesi için her şeyi yapacağından bahsetti uzun uzun. Ardından daha önce tanıştığı ve beraber fotoğraflar çektirdiği kebapçının bir akrabasını taciz ettiğini, bu sorunu çözmek için mekâna gittiğini iddia etti. Olayın ardından karakola giden kebapçı Selahattin’in verdiği resmi ifade var, ancak böylesi bir taciz olayında resmi makamlara iletişmiş herhangi bir başvuru yok. Neden? Türkiye Sportif Direktörü neden bir tacizciyi adalete teslim etmek yerine kabadayı gibi yanına damatlarını ve şoförünü de alarak kavga etmeye gidiyor?

Terim elbette bunların hiçbirine cevap vermedi. Söylediği yine gazetecilerin iğrenç yaratıklar olduğu ve kendisinin Türklük gurur ve şuurundan ne kadar çok nasiplendiğiydi.

Arda ve Caner müdavimi

O kavganın gerçek (ama en gerçek) nedeninin ne olduğunu şimdilik pek kimse bilmiyor. Fatih Terim’in hiçbir zaman yıldızının barışmadığı futbolcular Arda Turan ve Caner Erkin, Fatih Terim’le kavga eden kebapçı Selahattin Aydoğdu’nun hatırlı müşterileri arasında bulunuyor. Terim’le kavga eden Aydoğdu’nun söylediği şu sözler, belki de kavganın gerçek sebebi hakkında bir fikir verebilir: “Allah geçmişte insanlara yaptığı haksızlığı bana denk getirdi. İnsanların ahını aldığı için bana denk geldi. Yıllarca kimsenin yapamadığını ben yaptım.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
UA-19473271-8