Uraz Kaygılaroğlu'nun Özür Mesajı: Sayna Soleimanpour ile Yaşadığı İlişki ve Poz Verdiği Fotoğraf

Uraz Kaygılaroğlu'nun samimi özür mesajı, Sayna Soleimanpour ile yaşadığı ilişkiyi ve verdiği pozları açıklıyor. Cesareti ve açıklığıyla dikkat çeken Uraz, hayranlarının takdirini kazanıyor.

Uraz Kaygılaroğlu'nun Özür Mesajı: Sayna Soleimanpour ile Yaşadığı İlişki ve Poz Verdiği Fotoğraf

Geçtiğimiz günlerde Sayna Soleimanpour ile ilişkisi hakkında sevincini paylaşan Uraz Kaygılaroğlu, son fotoğrafıyla gündeme oturmuştu. Sevgilisiyle birlikte çekilen bir fotoğrafı sosyal medyada paylaşan ünlü oyuncu, beklenmedik bir şekilde eleştirilerle karşılaştı.

Sevgilisinin Sergisi İçin Verdiği Destek

Oyuncu, sevgilisi Sayna Soleimanpour'un açacağı sergi için destek olmak amacıyla bir fotoğraf çektirdi. Ancak paylaşılan fotoğrafta kadına yönelik şiddeti sembolize eden rahatsız edici detaylar bulunuyordu. Bu durum sosyal medyada ve basında geniş yankı uyandırdı.

Özür Mesajı ve Duygularını İfade Etme


Özür Mesajı ve Duygularını İfade Etme

Yaşanan tepkiler üzerine Uraz Kaygılaroğlu, sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak duygularını dile getirdi. Oyuncu, verdiği destek nedeniyle ortaya çıkan görüntülerin toplumda rahatsızlık yarattığının farkında olduğunu belirterek özür diledi. Amaçlarının kötü niyetli olmadığını vurgulayan Kaygılaroğlu, herkesten özür dileyerek saygılarını iletti.

Kaynak: Magazin Haberleri

Güncelleme Tarihi: 19 Nisan 2024, 17:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
Namik
Namik - 1 ay Önce

Dilaranamom https://www.haber7.com/unlulerin-dunyasi/haber/1610005-ankarali-namik-son-klibini-sehitler-icin-cekmis

Ardahan
Ardahan - 1 ay Önce

Ur https://www.iha.com.tr/haber-atiyenin-sarki-sozlerini-babasi-yaziyor-122035

Namik
Namik - 1 ay Önce

Kedi https://ozlemdinc.com/2016/06/atiye/

Ozlemdinc
Ozlemdinc - 1 ay Önce

ATİYE – Ozlem Dinc
ozlemdinc.com




MİNİK ASLAN VAHŞİ KEDİ – ATİYE

Atiye’yi sahneden ve kliplerinden tanıyorsanız, gerçek hayatta bu kadar sakin mizaçlı bir kedi oluşuna şaşırabilirsiniz. Olağanüstü bir ses rengi ve kıvrak danslara büyük yeteneği olan 22 yaşındaki Atiye, pembe stilettoları ayağına çekip objektifin karşısına geçtiği anda bambaşka bir kadına dönüşüyor. Bu sessiz ve sakin kız, şimdilerde yurtdışında çıkaracağı albümle ses getirmeye hazırlanıyor.

Müzik tarzını nasıl tanımlıyorsun?

Melez. Babam Türk annem Hollandalı, ben de Almanya’da doğdum ve farklı ülkelerde yaşadım. Hem yaşam tarzım hem de kökenlerim zaten melez ve bunlar tabii ki müziğime de yansıyor. Aynı zamanda farklı tarzları bir araya getiriyorum, genel olarka pop yapıyorum ama hafif bir R&B de var, bazı şarkılarda daha rock bir hava da olabiliyor, reggae de yapıyorum.

Türkiye’de senin tarzına yakın müzik yapan kimse var mı sence?

Bence yok.

Kendini Türk müzik piyasasında ne kadar özgün hissediyorsun?

Ben kendimi özgün hissediyorum çünkü istediğimi yapıyorum. İçimde ne varsa onu yapıyorum, ve bu küçüklüğümden beri var; 5 yaşında dans etmeye, 8 yaşında piyano çalmaya başladım. Bestelerimi kendim yapıyorum çoğunlukla, babam da söz yazıyor. Bu yüzden başkalarına bağlı değiliz. Sürekli üretiyoruz, kafa yoruyoruz, istediğimizi yapıyoruz. O anlamda mutluyum çünkü “şöyle yapman gerekiyor” diyen birileri yok, bu yüzden de özgürüm.

Çok planlı bir insan mısın? Hayatında doğaçlamaya ne kadar yer veriyorsun?

Özel hayatımda tamamen plansızım, iş hayatımda ise herşeyin planlı olması benim için çok önemli. Sanırım Almanya beni çok etkiledi o konuda, onlar çok disiplinli olur ya, herşey zamanında olur. Kişi olarak da titiz biriyim, işim konusunda mükemmeliyetçiyim ve Türkiye’de bu şekilde çalışmak biraz zor. O yüzden ben de kendimi buradaki hayat şekline alıştırdım biraz. Burada zaten herşeyi zamanında yapmak mümkün değil. Son anda bir şeyler olabiliyor, bu yüzden çok planlı bir şekilde hareket edemiyorsun zaten.

Sen kendini nasıl hissediyorsun peki, uyum sağlayabildin mi?

İlk başta rahatsız ediyordu ama şu anda çok alıştım ve hoşuma da gidiyor.

İstanbul’un kaosuna hoşgeldin o zaman…

Evet, kaos şu anda hoşuma gidiyor çünkü akışına bırakıyorum, öbür türlü olmuyor çünkü çok sinirleniyorsun.

Bir şeyler istediğin gibi gitmediği zaman çok sinirleniyor musun, çok tepki gösteriyor musun?

Sinirlenebilirim ama çabuk da sakinleşiyorum.

Bağırıp çağırır mısın?

Soruna bağlı aslında, bağırıp çağırabilirim ama aynı zamanda kendim de çok duygusal biri olduğum için bazen de duygusallaşabilirim. Ortama, insanlara ve problemin ne olduğuna bağlı.

Çok gençsin ve çok yeteneklisin, kariyerinde şu anda vardığın noktaya her ayrıntısını planlayarak mı geldin yoksa kurduğun bağlantılar mı seni bir anda bu noktaya getirdi?

Ben açıkçası kendime plan çizmemiştim. Ama bir şekilde bu noktaya varacağımı da biliyordum. Küçüklüğümden beri şarkı söylüyorum, dans ediyorum, sahnedeyim ama tabii ki de çok şanslıyım çünkü ailem bana çok destek oldu.

Annen “sesin güzel değil” mi demiş sana?

Evet! Aslında ben dansçı olmak istiyordum ilk başta ama sonra şunu farkettim ki aslında müzik yapmak – piyano çalmaya başladım ve kendi bestelerimi yaptım filan – beni en az dans etmek kadar mutlu ediyor ve ne kadar çok alanda kendimi geliştirirsem daha da çok şansım olur ilerde başarılı olmak için.

Senin kendi sesini farkettiğin an ne zaman peki?

Aslında öyle bir şey yok, ben kendi sesimi çok beğenmiyordum, annem de zaten beğenmiyordu. Anneme “şan dersi almak istiyorum, o konuda bana destek olabilir misin?” dedim, o da “o zaman bana şarkı söyle” dedi ama tabii ki de berbat bir şekilde söyledim, 11-12 yaşındaydım. Kulağım var, ama orada sesim yoktu daha. “Şu anda çok güzel sesin yok ama bunu gerçekten geliştirmek istiyorsan sana inanıyorum” dedi çünkü biliyor ki ben bir şeye başladım mı sonuna kadar devam ederim. Boşuna olmayacağını biliyordu annem ve destekledi. Çalışa çalışa kendimi ve sesimi geliştirdim.

Nasıl yani, bu ses senin çalışmanla mı ortaya çıktı diyorsun?

Whitney Houston, Mariah Carey gibi insanlar var doğuştan yetenekli ve genlerle de alakalı bir şey; ailenden biri zenci oldu mu zaten büyük bir avantajın oluyor. Ben şuna inanıyorum: sadece yetenekle asla olmaz, çalışmak ve kendini geliştirmek çok önemli. Bir de kulaksız hiç bir şey olmaz tabii ki. Annem bana hamileyken babam hep darbuka çalarmış, o yüzden ritm duygusu da gelişti ki zaten küçüklüğümden hep çalardım babamla karşılıklı. O yüzden farkına varmadan küçüklüğümden beri bir yatırım olmuş ve sonra herşey kendiliğinden oldu. Bazen soruyorlar “çok erken yaşta başlamadın mı” diye, bence bir yerden zaten başlaması gerekiyordu, hiç bir şey için erken değil diye düşünüyorum. Genç olduğum için, kendimi geliştirmek için çok daha vaktim var.

Sahnedeyken ciddi bir problem yaşayıp o anda doğaçlama yapmak zorunda kaldığın oldu mu hiç?

Çok oluyor ve sahnede sinirlenmiyorum hiç, hatta komik oluyor. Çok da rahatız, dansçılarımla ve orkestramla arkadaş gibiyiz. Öyle bir durumda şaka yapıyoruz ya da gülüyoruz.

Doğaçlama yeteneğin ne kadar kuvvetli?

Zaman geçtikçe doğaçlama yeteneği gelişiyor.

Bununla ilgili hemen şu an aklına gelen bir anı var mı?

12 yaşındayken bir müzikal yarışmasına katılmıştım, hem dans edip hem şarkı söyleyip hem de oyunculuğunu sergilemen gerekiyordu. Orada repliğimi unuttum ve strese girdim. İlk defa öyle bir şey oldu diye çok sinirlendim ve bıraktım. Ve tabii ki de kötü bir not aldım. O olaydan sonra düşündüm ki her şeye hazırlıklı olmak gerekiyor, hiçbir şeyi kontrol edemezsin hayatında. Şimdi mesela sahnede bir şey oluyor, sıçıyoruz, ve “kusura bakmayın sıçtık” diyorum. MTV Awards’da öyle olmuştu mesela. Geçenlerde bir ödül töreninde CD takıldı, ben de “süper bir playback oldu!” dedim. Gülerek geçiştiriyorum, alay ediyorum aslında kendimle, en çok kendi hatalarıma gülüyorum.

Doğaçlama yaptığında bu her zaman beraberinde bir risk getirir. Sen hayatında ne kadar risk alan bir insansın?

Ben daha çok strateji kurmayı seviyorum riske girmek yerine. Yavaş yavaş, emin adımlarla, herşeyi sindirerek ve düşünerek yapmayı tercih ediyorum. Aniden bir şey yapmak doğamda yok aslında. Sahnede oldu mu tabii hemen birşeyler bulmaya çalışıyorum, orada rahatım. Ama sahnenin dışında daha çok stratejik bir şekilde ilerlemek doğru geliyor bana.

Özel hayatında ciddi bir pot kırıp da toparlayamadığın oldu mu?

Herkes açık açık konuştuğumu biliyor, yanlış anlaşılmalar fazla olmuyor. Aklıma bir şey gelmiyor şu an. Çok pot kırmışımdır, o anda çok da umrumda olmuyor belki. Duyarlı ve duygusal birisiyim, birini kırmışsam ve farkındaysam direkt karşılıklı konuşurum. Açık davranıyorum ben, yavşaklığı ve yüzeyselliği hiç sevmiyorum.

Ben seni Sony’nin ofisinde ilk gördüğümde ufacık tefecik geldin sessiz duruyordun, yumuşak ve kısık bir sesle konuşuyordun. Dedim ki “bu kız nasıl şarkı söyleyecek?”, sessiz sakin ve utangaç görünüyordun. Sonra “Muamma”ya çekilen klibin montajı bitip de ofise ulaştığında ben senin klibini izledim ve “nasıl yani?” dedim. Klipte vahşi bir kediye dönüşmüştün ve inanılmaz dans ediyordun, ben çok etkilenmiştim ve gözümde büyüdün o zaman. Şimdi bu değişimin açıklamasını yap bana! Sahnenin büyüsü dedikleri mi bu?

Öyle. Senin dediğin gibi, çok dışa dönük birisi değilim, utangaç da değilim ama daha sessiz biriyim. Konuşmak yerine daha çok dinlemeyi ve gözlemlemeyi seviyorum. Beni ilk defa gören hep “sen ne kadar küçüksün, ne kadar gençsin ama sahnede bir değişiyorsun” gibi şeyler söylüyorlar. Özel hayatımda daha kedicik gibiyim, sahneye çıktığımda arslan oluyorum. Sahnenin büyüsü çok acayip bir şey, ben kendimi orada çok farklı hissediyorum.

Göz önünde olduğunu hissettiğin an mı oluyor bu değişim, mesela fotoğraf çekiminde de kırk yıllık manken gibi poz verebiliyordun. Rahatlıyorsun sanki, esas evin orasıymış gibi…

Aynen öyle, benim dünyam o; sahnede olmak, kameranın önünde olmak. Onun dışında daha farklı birisiyim diye düşünüyorum. İnsanlar benden daha farklı olmamı bekliyor, çünkü öyle tanıyorlar sahneden, sonra beni görünce şaşırıyorlar veya hayal kırıklığına mı ne uğruyorlar? Bir de herkes kendini beğenmiş, ukala biri olduğumu zannediyor sanırım. Gerçek Atiye’yi gördükleri zaman şaşırıyorlar.

Bundan sonrası için planların neler, Türk piyasasında mı devam etmeyi düşünüyorsun?

Kesinlikle devam etmek istiyorum, zaten burada başladım ve burada devam edeceğim. Yurtdışında bir şeylere imza atmayı çok istiyorum.

İngilizce albüm hazırlıyorsun değil mi?

Evet iki seneden beri ingilizce albüm yapıyoruz, hala bitmedi ama Pazar günü Stockolm’a uçacağım, orada bir hafta kalacağım ve bitirmeyi planlıyorum. Kayıtlar orada yapılacak ve birkaç tane parça arayışındayım şu anda ingilizce albüm için. İnşAllah güzel olur, olmazsa da üzülmem. Albümün çok güzel olacağından eminim çünkü ben mükemmel olana kadar çalışırım.

Pazarlaması yurtdışında mı yapılacak? Türkiye’de piyasaya sunulacak mı?

Hayır sadece yurtdışında bulunacak.

Türkiye’de albümün şansı olmadığını düşündüğün için mi?

Evet, ingilizce olduğu için. Türkiye’de Türkçe olmadı mı, olmuyor maalesef.

Müzik piyasasında güzel sesi olmayıp, her gün gazetelerde televizyonlarda boy gösteren, belki de klibi senden fazla yayınlanan kişiler hakkında ne düşünüyorsun?

Ne hissediyorum? Bir düşünmem lazım… aslında çok umrumda değil, ben kendi işime bakıyorum ve herkese de saygılıyım.

Amacın nedir peki, varmak istediğin son nokta?

Kalıcı olmak ve farklı olup da başarabilmek, özgün kalarak.

Sence Türk müzik piyasası senin müziğini nasıl karşıladı? Tepkiler nasıldı, tarzını kabul ettirmekte zorlandın mı yoksa insanlar bunu kucakladılar mı? Türkiye’de belli tarzlar ilgi görüyor ve sen onların hiçbirine ait değilsin sanki…

Değilim ve olmadığım için de mutluyum. Çünkü değilim ve yine de olumlu tepkiler geldi. İlk albümümün promosyonu çok düşüktü ve daha çok internette tıklandı “Don’t Think” şarkım. İngilizce olmasına rağmen bayağı ses getirdi. Sessiz bir şekilde ses getirdi. Çok mutlu oldum çünkü beklemiyordum. Amacım ünlü olmak değildi, gerçekten istediğim şeyi yaptım orada. Belki çok profesyonel bir çalışma olmadı ama çok içten, doğal bir şey oldu. Orada aldığım tepkilerden sonra daha iyisini nasıl yapabilirm diye düşündüm ve sonrasında zaten bir sürü insanla tanışmış oldum, Sony’yle anlaştım. Yeni albümün bitmesi 1,5-2 sene sürdü, bu süreçte her konuda kendimi geliştirdim; Türkçem olsun, çalıştığım insanlar, sahnem… O kadar çok çalıştıktan sonra bu noktaya gelmek ve hayranımın olması acayip bir duygu gerçekten.

Röportajlarında doğallıktan bahsediyorsun, insanlar sana seksi dediklerinde “özel bir duruşa gerek yok, insanın içinde varsa vardır, ben doğalım” diyorsun. Artık ün kazandın ve sokakta tanınıyorsundur. Bu doğallığını koruyabiliyor musun, hareketlerine dikkat etmen gerektiğini hissediyor musun?

Sokakta hiç öyle hissetmiyorum çünkü insanlar beni tanıyor mu tanımıyor mu farkında değilim. Tanıdıklarında da çok belli etmiyorlar, çok nadir oluyor gelip imza isteyenler, o yüzden çok rahatım sokaklarda, olduğum gibiyim. Tabii ki röportaj verdiğimde ister istemez “ben bu soruya nasıl cevap vereceğim, insanlar ne düşünecek” diyorum. İstemiyorum düşünmeyi ama bir şekilde bozuluyor o doğallık çünkü ne yazık ki ülkemizde çok ayıp denilen şeyler oluyor. O yüzden bir korku var, yanlış bir şey söyleyeceğim diye, öyle bir özgürlük yok aslında herşeyi açık açık söyleyebilmek için. Öyle konuştuğunda zaten herkes üstüne gelip yorum yapıyor.

Kendini özgür hissetmiyor musun?

Televizyon ve röportajlar konusunda çok hissetmiyorum.

Şu an kasılıyor musun?

Şu an değil! 46 Dergisi olduğu için ve tanıştığımız için tabii ki de, sen de beni biliyorsun. O yüzden farklı bir durum. Bir televizyon programına çıktığında binlerce kişinin o anda seni seyrettiğini biliyorsun, yanlış anlaşılmak istemiyorsun, aynı zamanda da doğallığını korumak istiyorsun, zor bir şey… az önce de söylediğim gibi çok konuşkan değilim ama öyle bir beklenti de var.

Gayet konuşkansın bence! Anlatmayı seviyorsun, kendini ifade etmeyi seviyorsun gibi geliyor…

Çünkü genelde hep aynı sorular geliyor ve otomatiğe bağlıyorsun ama bugün daha doğaçlama bir şey olduğu için daha doğal oluyor konuşmalar.

Bugüne kadar sana röportajlarda sorulmamış olan ama sorulmuş olmasını istediğin bir soru var mı, insanlar esas bunu sormalı bana dediğin…

Hiç düşünmedim… Standart sorular geliyor ama yine de ben kendimi anlatıyorum, soruyu belki cevaplamıyorum hatta!

Uzun bir sessizlik giriyor araya, aklına istediği gibi bir soru gelmiyor bir türlü.

Al sana doğaçlama! Başarısız oldun Atiye!

Epey düşündükten sonra Atiye eğitim sistemiyle ilgili ne düşündüğünü aktarmak istediğini belirtiyor ve uzun uzun ülkemizin genel koşullarında görüp sıkıntı duyduğu konuları anlatıyor. Öğrencilerin birbirini kollamayı öğrenmeleri gerekirken bunun hiç desteklenmemesinden, yabancı dile yeteri kadar önem verilmemesinden, cinsellik eğitiminin yetersiz oluşundan, okula gönderilmek yerine çalıştırılan ufak çocuklardan dert yanıyor.

Senin eğitim durumun nedir?

Lise mezunuyum. Ben ünlü olmasaydım, Atiye olmasaydım o zaman salak salak tepkiler vereceklerdi bana “sen niye okumadın” diye.

Bütün bunları yapmıyor olsaydın hangi mesleği yapıyor olurdun?

Veteriner olurdum ya da psikoloji okumayı çok istiyorum, belki ilerde okurum.

Türkiye’de seninle eşdeğer müzik yapan yok diyorsun, peki yurtdışında beğenip örnek aldığın, profesyonel anlamda en az o kadının seviyesine gelmek istiyorum dediğin biri var mı?

Yok, benim kaderim nasılsa veya benim nasıl ilerlemem gerekiyorsa öyle ilerleyeceğim. Bence her şey kendiliğinden olur. Gencim ve yolumun başındayım, acelem de yok.

Müzik piyasası çok acımasız Türkiye’de, silinip gitmekten korkuyor musun? O zaman ne yaparsın?

Ben şu an tamamen kariyerime odaklıyım ama çok büyük bir korkum yok. Ben birazcık kadere inanıyorum, olmazsa olmaz, ama olmayacaksa da şu anda burada olmazdım. Şu anda korkmuyorum, bence devam edecek, etmese de intihar etmem. O zaman – ileride de yapmak istiyorum zaten – hayvanlarla ilgilenirim.

Sosyal sorumluluk projelerine katılmayı düşünüyor musun?

Çok istiyorum, mağdur durumda olan çocuklar için, sokak hayvanları için. Greenpeace üyesiyim çocukluğumdan beri. Antakya’da bir konser verdik, bütün geliri okullara bağışlandı. Ne zaman olursa, gönüllü işleri çok seviyorum ve bana dokunuyorsa katılıyorum. Şu anda acayip büyük paralar kazanmıyorum ve kazandığımla da kendime yatırım yapmak zorunda olduğum için şu anda çok büyük şeyler yapamıyorum ama ilerde daha çok kazandığımda tabii ki de daha çok yapacağım. Özellikle çocuklar ve eğitim adına, bence en önemli olan şey.

Ozlemdinc
Ozlemdinc - 1 ay Önce

MENÜ
Moda
Sağlık
Foto Galeri
Yazarlar



Haberler Magazin Haberleri
Atiye'den Hadise açıklaması! 'O dönem öyle bir moda vardı'
2006 yılında çıkış şarkısı 'Don't Think' ile tanınan, 2007'de ilk albümü 'Gözyaşlarım'ı müzikseverlerle buluşturan popçu Atiye, kariyerinin başında meslektaşı Hadise ile yarış halinde gösterilmesi hakkında konuştu.
24.02.2024 - 16:36
|
Son Güncellenme: 24.02.2024 - 16:38
Atiye, Kral Müzik Youtube kanalına konuk oldu. "Kariyerinin başında seni hep Hadise ile bir polemik içine sokmaya çalıştılar. Aranız nasıl?" sorusuna ünlü şarkıcı, "Hadise ile aramızda hiçbir şey yok. Çok da beğenirim kendisini. O dönem öyle bir moda vardı diye düşünüyorum. Hep iki kişiyi birbiriyle kıyaslama durumu vardı" cevabını verdi.


"Hadise ile beraber bir düet projesi olsa kabul eder misin?" sorusu üzerine ise Atiye, "Tabii ki. Neden olmasın? Yurt dışında bunların çok örneği var. Bunlar önemli şeyler diye düşünüyorum. Kadınların birbirine destek olması, örnek olması hoş. Güzel düşünmek ve güzel enerjilerle bir şeyler yapmak lazım" açıklamasını yaptı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Ünlü şarkıcı 3 aylık bebeğiyle fotoğraf paylaştı! 'Bir elmanın iki yarısı'
Haberi Görüntüle
"MÜZİK EGO İŞİ DEĞİL"


"Müzik dünyasından kimlerle düet yapmak istersin?" sorusu da yöneltilen Atiye, "Erkek şarkıcılardan çok kadın şarkıcılarla düet yapmak isterim. Çok fazla yok çünkü o tarz düetler. 3-4 kadın şarkıcı toplanalım düet yapalım. Neden olmasın ki? Benim egom yoktur bu konularda. Müzik ego işi değil. Müzik sevgisiyle yola çıktığın zaman öyle şeyler ortadan kalkıyor" ifadelerini kullandı.



GÖKSEL'E ÖVGÜLER

35 yaşındaki şarkıcı, "Müzik dünyasından en sevdiğin arkadaşın kim?" sorusunu, "Göksel’i çok seviyorum çok takdir ediyorum. Kendine has bir tarzı var, yıllardır değişmiyor. Kişiliği ve müzisyen tarafı... Her zaman kalitesini koruyan biri. Çok içten, güçlü ve takdir edilesi bir kadın" şeklinde yanıtladı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Atiye: Üçüncü çocuğu istiyoruz, dördüncü de olabilir!
Haberi Görüntüle

Survivor'da üçüncü eleme adayı belli oldu! Berna sinir krizi geçirdi
Saç ve saç derisi bakımı deyince akla o geliyor... Değişimin hikayesini yakından keşfedin!
İbrahim Tatlıses oğlu Ahmet Tatlı için ateş püskürdü! At yarışı oynuyor, para yetiştiremiyorum
'Yalnızlığın çaresini bulduk mu bakacağız!'
Gülşen Bubikoğlu'ndan Türker İnanoğlu paylaşımı! '50 yıllık dans'
Bige Önal'dan Aras Bulut İynemli cevabı!
Hasan Can Kaya ameliyat oldu! Ünlü komedyenin sağlık durumu
'Hiç unutmam' diyerek açıkladı! 'O anda oradan yok olmak istedim'
Duygu Nebioğlu'ndan Suphiye Orancı açıklaması: O adamlar anneme ne yaptıysa ortaya çıkacak!
Serenay Sarıkaya'dan eski aşkı Cem Yılmaz'a misilleme!
Eski model yıllardır sokaklarda yaşıyor! Çöpte bulduğu kıyafetleri giydi
Hakan Peker: Ben hesap ödemiyorum!
Aytaç Şaşmaz'ın boynundaki yüzük dikkat çekti!
İzel-Çelik-Ercan grubu yeniden dağıldı! İşte ayrılık nedeni
Ünlü oyuncudan 'Güzel değil, rol de yapamıyor' eleştirisine yanıt!
© Copyright 2024

Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberler, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi milliyet.com.tr; Milliyet.com.tr haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez, kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

SIRADAKİ HABER